Başlığı kesik kesik okuyunuz efendim. Ken Block bu sefer yeni oyuncağı Fiesta'sı ile Fransa'ya gidiyor. Paris'in dışında, hemen güneyde yer alan Autodrome de Linas-Montlhéry pistinde motorsporlarının özüne inerek biraz daha duygusal, ama genelde ağız açık anlar yaşatıyor yine. Gittim Wikipedia'dan baktım, Antonio Ascari bu pistteki ilk yarışta hayatını kaybetmiş. Alberto ise, babasıyla aynı yaşta-36- ve aynı şekilde-otomobilinin kokpitinde öleceğinden habersiz, 7 yaşındaymış o zamanlar. Hatta pistin de bir haritası var, doğu tarafındaki oval bölüm ile dış bağlantı yolları kullanılmış yanılmıyorsam.
Ken Block'a dönersek, artık yaratıcılığının biteceğine, aynı numaraları tekrarlayacağına inandığımız her an karşımıza öyle şeyler çıkarıyor ki... WRC'de Loeb, Raikkonen ve diğerlerinin yüzünü görememek bile onunla fotoğraf çektirdiğim, imza aldığım için önemli olmuyor.*
Buyurun.
Not: İlk bölüm rap klibi tadında olduğu için çok sarmadı, koymadım. Bakabilirsiniz ona da Youtube'dan. Ayrıca arada yazayım dedim, sürekli olmayacak ama yazı olursa buralarda şaşırmayın.
17 Eylül, 2010
30 Ağustos, 2010
WRC: Raikkonen Etap Kazanır
Raikkonen, Almanya Rallisi'nin son etabında WRC'deki ilk etap galibiyetini kazandı. 19.Etap olan Circus Maximus Trier'de 3.13.9 ile best-time yapan Finlimiz, Matthew Wilson'ın 1.8, Seb Ogier'nin 2.9, Latvala'nın 3.4 ve Seb Loeb'in 5.9 saniye önünde yer aldı. Gerisi gelir umarız. İşte video, MegaVideo kullanıcısı ff00'a buradan teşekkür edelim yüklediği için.
Bonus: Raikkonen etap galibiyetinden sonra oldukça keyifli ve yüzüz gülüyor. Deniyor yani.(Tamam, biliyorum, Kimi gülebiliyor. Bir sürü de resmi var gülerken. Ama tutamadım kendimi, mazur görün.)
Bonus: Raikkonen etap galibiyetinden sonra oldukça keyifli ve yüzüz gülüyor. Deniyor yani.(Tamam, biliyorum, Kimi gülebiliyor. Bir sürü de resmi var gülerken. Ama tutamadım kendimi, mazur görün.)
23 Ağustos, 2010
Formula 1'in Renkleri: 1970'ler
Jarama 1979, Ligier JS11, Patrick Depailler ve Jacques Laffite
Yuvarlak hatlı araçlar iyidir. Mavi-beyaz ve altın şerit kombinasyonu da öyle.
Interlagos 1977, BRM P207, Larry Perkins
Sanki biraz IRL burnu, renkler de Champcar'daki Players Forsythe renkleri gibi. Hoş ama.
Clermont-Ferrand 1972, Tyrell 3, Sir Jackie Stewart
Tyrell ne yaparsa çok güzeldi zaten 70'lerin sonlarına kadar. Sir Jackie Stewart'ı ayrıca severiz zaten. Bakın ne hoş:
Silverstone 1979, Arrows A2, Riccardo Patrese
Yuvarlak hatlı olsun bizim olsun, yumurta misali altın Arrows. Gümüş Ok varsa Altın Ok da var. Riccardo Patrese de sevilir, karısının ödünü kopardığı şu videosu tavsiye edilir.
Monaco 1977, McLaren M23, Jochen Mass
Arka kanadına ve kokpit arkası hava girişlerine hastayım. 1 numaralı olanı da o sene James Hunt kullandı, ki F1'in Jimmy Dean'i diyebiliriz kendisine.
Anderstorp 1977, Walter Wolf WR2, Jody Scheckter
Siyah üzerine altın o dönemlerin modası tabii, WR2'ye ve Scheckter'e de yakışmış. Scheckter Güney Afrikalı ilk ve tek F1 Şampiyonu ve Schumacher dönemine kadar Ferrari'nin son şampiyonuydu-1979'da.
Fuji 1977, Heros Racing KE009, Noritake Takahara
Bridgestone'un ikinci F1 deneyimi-ki ilki bir sene önce yine burada. Japonlar yapmış gerçekten, renkler filan F1'de görülebilecek cinsten değil neredeyse.
Interlagos 1978, Merzario A1, Arturo Merzario
Bir müşteri Arrows'uyla 31 sene önceden u şeklindeki ön burunu bulmak...Bu sene herkes Red Bul'dan taklit etti, ama daha önce yapılmış sanki? Gör bunları Adrian. Adriaaaaaan!
Kyalami 1975, Martini Racing BT44B, Carlos Reutemann
Zaten Lancia ile birlikte sevdiğim renklere sahip Martini. Brabham BT44B şasisi de zaten çok güzel. Carlos Reutemann da iyidir-F1'de de WRC'de de puan almıştı, daha sonraları Brezilya'da Santa Fe valisi de oldu sanırım.
Anderstorp 1976, Tyrell P34, Jody Scheckter
En güzelini sona bıraktım. Genelde sıralama yapmam bu araçlar arasında ama P34'ün yeri başka bende. Burada Formula 1'in 6 tekerlekle yarış kazanan tek otomobili olma unvanını alıyor.
Sırada 80'ler var. Prost, Senna, Lauda, Rosberg, Piquet, İlhan İrem filan derken orada da seçmek çok zor olacak. Takip ediniz.
Yuvarlak hatlı araçlar iyidir. Mavi-beyaz ve altın şerit kombinasyonu da öyle.
Interlagos 1977, BRM P207, Larry Perkins
Sanki biraz IRL burnu, renkler de Champcar'daki Players Forsythe renkleri gibi. Hoş ama.
Clermont-Ferrand 1972, Tyrell 3, Sir Jackie Stewart
Tyrell ne yaparsa çok güzeldi zaten 70'lerin sonlarına kadar. Sir Jackie Stewart'ı ayrıca severiz zaten. Bakın ne hoş:
Silverstone 1979, Arrows A2, Riccardo Patrese
Yuvarlak hatlı olsun bizim olsun, yumurta misali altın Arrows. Gümüş Ok varsa Altın Ok da var. Riccardo Patrese de sevilir, karısının ödünü kopardığı şu videosu tavsiye edilir.
Monaco 1977, McLaren M23, Jochen Mass
Arka kanadına ve kokpit arkası hava girişlerine hastayım. 1 numaralı olanı da o sene James Hunt kullandı, ki F1'in Jimmy Dean'i diyebiliriz kendisine.
Anderstorp 1977, Walter Wolf WR2, Jody Scheckter
Siyah üzerine altın o dönemlerin modası tabii, WR2'ye ve Scheckter'e de yakışmış. Scheckter Güney Afrikalı ilk ve tek F1 Şampiyonu ve Schumacher dönemine kadar Ferrari'nin son şampiyonuydu-1979'da.
Fuji 1977, Heros Racing KE009, Noritake Takahara
Bridgestone'un ikinci F1 deneyimi-ki ilki bir sene önce yine burada. Japonlar yapmış gerçekten, renkler filan F1'de görülebilecek cinsten değil neredeyse.
Interlagos 1978, Merzario A1, Arturo Merzario
Bir müşteri Arrows'uyla 31 sene önceden u şeklindeki ön burunu bulmak...Bu sene herkes Red Bul'dan taklit etti, ama daha önce yapılmış sanki? Gör bunları Adrian. Adriaaaaaan!
Kyalami 1975, Martini Racing BT44B, Carlos Reutemann
Zaten Lancia ile birlikte sevdiğim renklere sahip Martini. Brabham BT44B şasisi de zaten çok güzel. Carlos Reutemann da iyidir-F1'de de WRC'de de puan almıştı, daha sonraları Brezilya'da Santa Fe valisi de oldu sanırım.
Anderstorp 1976, Tyrell P34, Jody Scheckter
En güzelini sona bıraktım. Genelde sıralama yapmam bu araçlar arasında ama P34'ün yeri başka bende. Burada Formula 1'in 6 tekerlekle yarış kazanan tek otomobili olma unvanını alıyor.
Sırada 80'ler var. Prost, Senna, Lauda, Rosberg, Piquet, İlhan İrem filan derken orada da seçmek çok zor olacak. Takip ediniz.
Das Dakar.
Dakar Rallisi'nin son dönem yıldızı, benim ise her zaman her türlü aracının hastası olduğum Volkswagen, 2011'de Güney Amerika çöllerinde yarışacak canavarını tanıttı. Daha önceki Race Touareg'lerde benim de gözüme çarpan bir detayı da düzelterek: Race Touareg'in normal Tourareg'e benzemesi gerekliliği. TDI motoru ile zaten kendini kanıtlamış Volkswagen Grubu (SEAT Leon TDI ile WTCC, Audi R10 TDI ve Audi R15+ TDI ile Le Mans 24 Saat) umarız yine galibiyeti alır. Kadroda yine Mark Miller, Nasser Al-Attiyah, Giniel de Villiers ve tabii ki "El Matador", ya da "Kral Carlos" Sainz var. Volkswagen Motorsport'un resmi sitesinde "Mission Dakar: Hattrick" şeklinde belirttiği gibi hedef yine ilk üçü işgal etmek. "İşte O Fotoğraflar!(Hahaha, nasıl profesyonelleşiyorum ama?)":
Volkswagen yeni tasarım yüzünü o yüzü epey kirletecek olan Race Touareg 3'te dahi kullanmış. İki şeritli ızgara ve kocaman VW logosunun yanında LED farlar da vazgeçilmez. Yakışmış.
Arkada ise stoplardaki ufak dokunuş bile bunun herhangi bir VW arazi aracı değil, bir Touareg olduğunu gösteriyor. Eskiden alttaki stoplar da yuvarlaktı.
Ta Güney Amerika'ya gideceğine bakmayın, tamponun altına bakarsanız araç Wolfsburg plakalı.
Arkadaki iki boyuna çıkıntı lastikleri saklıyor.
İçerisi çok teknolojik ve bir o kadar da dayanıklı. Bu kadar elektronik malzemeyi o şartlarda hayatta tutmak için havalandırma sisteminde epey ilerleme kaydedilmiş.
Bir diğer büyük iş de co-pilota düşüyor. GPS'ler, göstergeler, sıcak filan derken "Sizin işiniz de zor be abi..." kıvamına geliyor insan bakınca.
Bir ara Windows ekran koruyucularında borular vardı bitmek bilmeden dolaşırlardı, hatırladınız mı? Soğutma için bilgisayar karşısında düşünen VW mühendisinin ekran koruyucusunun devreye girmesi ile olaylar gelişmiş sanıyorum ki.
Volkswagen'in bize bir de bonusu var 2011 Dakar'da. Ortalığı karıştıracak olan Pick-Up sınıfındaki Amarok da bu yarışta boy gösterecek.
Eh, bize de "Das Dakar" izlemek düşer 2011'de o zaman.
Volkswagen yeni tasarım yüzünü o yüzü epey kirletecek olan Race Touareg 3'te dahi kullanmış. İki şeritli ızgara ve kocaman VW logosunun yanında LED farlar da vazgeçilmez. Yakışmış.
Arkada ise stoplardaki ufak dokunuş bile bunun herhangi bir VW arazi aracı değil, bir Touareg olduğunu gösteriyor. Eskiden alttaki stoplar da yuvarlaktı.
Ta Güney Amerika'ya gideceğine bakmayın, tamponun altına bakarsanız araç Wolfsburg plakalı.
Arkadaki iki boyuna çıkıntı lastikleri saklıyor.
İçerisi çok teknolojik ve bir o kadar da dayanıklı. Bu kadar elektronik malzemeyi o şartlarda hayatta tutmak için havalandırma sisteminde epey ilerleme kaydedilmiş.
Bir diğer büyük iş de co-pilota düşüyor. GPS'ler, göstergeler, sıcak filan derken "Sizin işiniz de zor be abi..." kıvamına geliyor insan bakınca.
Bir ara Windows ekran koruyucularında borular vardı bitmek bilmeden dolaşırlardı, hatırladınız mı? Soğutma için bilgisayar karşısında düşünen VW mühendisinin ekran koruyucusunun devreye girmesi ile olaylar gelişmiş sanıyorum ki.
Volkswagen'in bize bir de bonusu var 2011 Dakar'da. Ortalığı karıştıracak olan Pick-Up sınıfındaki Amarok da bu yarışta boy gösterecek.
Eh, bize de "Das Dakar" izlemek düşer 2011'de o zaman.
22 Ağustos, 2010
Vale Ducati'ye Geldiiiii!
Özür: Üşengeçlik yapıp çok geç yazıyorum bu yazıyı, yeni öğrenmedim yoksa.
Özür 2: Şimdiye kadarki motosiklet yazılarımda "motorsiklet" yazmışım, çok özür dilerim. Yiğit Abi uyarmasa yazmaya da devam edecektim heralde. Beklediğimiz oldu, Rossi 2011'de kırmızı motosikletle yarışacak. Oldum olası motosiklet olarak hep Ducati'yi sevdim, ama Rossi'den dolayı hiç tam anlamıyla destekleyemedim. Artık rahatım, çünkü Rossi Ducati'de. Açıklanması ise epey komik ve eğlenceli oldu aslında. Önce Ducati sitesine ulaşılamadı, bir ara sitede "Rossi is RED" başlıklı, içeriği sadece "bla bla bla" olan bir haber fırtladı, sonra Ducati cephesinde ortalık duruldu. Açıklama Rossi ve Yamaha cephesinden geldiğinde ise "Rossi 2011'den itibaren Yamaha için yarışmayacak" cümlesi sarfedildi. Derken Ducati nihayet açıklamayı yaptı-sanki bilmiyormuşuz gibi. Arada TwitGP de muhteşem "yanlış anonslarla" güldürdü hepimizi(kendisine de Twitter ve Blogundan ulaşın, esprilere orijinal halinden bakın)
Şimdi tabii işin ikinci bölümü olan Jeremy Burgess var, bakalım ilerleyen zamanda o da gelişini açıklayacak mı?
Tabii Rossi yerini seçtikten sonra gerisi de gelecek gibi gridde. En muhtemel durum da Spies'in fabrika takımına gelmesi, ancak Telefonica sponsorluğunda bir Yamaha Takımı'na Pedrosa'nın gelebileceği ve Spies'in de Honda ile yarışacağı iddialarına kadar her tür tevatür(twitter?) mevcut.
Zor tuttum kendimi, transfer açıklanana kadar biriktirdiğim dijital illüstrasyonları(bildiğin fotoşop işte) paylaşayım burada. Hoşgeldin Valentino!
Formula 1'in Renkleri: 1960'lar
Uzun süre oldu ilk bölümü koyalı, tekrar devam ediyoruz. İlk bölüm de burada hatta.
Cooper T51, 1960 Monaco GP, Chris Bristow
Formula 1'in vahşi sürücülerinden sayılan Bristow, tehlikeli ve agresif sürüşüyle tanınıyordu. Ancak olumlu haliyle olmak üzere benzer şekilde günümüzde tanınan Lewis Hamilton 23'ünde şampiyon olurken Britanyalı Bristow Spa'da Moss'un bacaklarını, burnunu, üç kaburgasını kırdığı, Alan Stacey'nin hayatını kaybettiği yarışta kariyerini ve hayatını korkunç bir kaza ile noktalayacaktı. Aşağıdaki fotoğraf o ölmeden yaklaşık 20 gün önce Monaco'da çekildi. Aracın renkleri belli olsun diye bir de model resmi koyalım hatta.
Porsche 718, Monza GP 1960, Edgar Barth
Edgar Barth, aynı zamanda F2 sınıfında da yarışmış olan 718 ile Monza'da. 718'in akıcı ve yuvarlak hatlı görünümü klasik Porsche tarzında. İlginç bir not da Edgar'ın oğlu Jürgen'in bir 908 ile-Porsche, Peugeot değil- 1977'de Le Mans 24 Saat galibi olması.
Ferrari 158, 1964 Watkins Glen GP, John Surtees
Bu konuda ise alıntıyı F1 ve yarışılabilen her şeyin ansiklopedisi Kürşat Zaman'dan yapmak istiyorum:
"Aslında herşey 250LM modelinin Ferrari tarafından GTC sınıfında homologe edilmesiyle başladı.FIA kısa süre sonra sadece 32 adet üretilmiş bir aracın GTC sınıfında yarışamayacağını belirterek (GTC sınıfında minimum 100 adetlik üretim öngörülmekteydi) 250 LM'in homologasyonunu geçersiz sayınca kızılca kıyamet koptu.
Üstelik ortadan motoru Ferrari 250 LM' diğer sınıflara da uymadığından çoğu sadece yarışmak için üretilen 32 adet araç tek kelimeyle ortada kaldı.
Enzo Ferrari kararı protesto ederek FIA'yı ve İtalyan otoriteleri Ferrari takımını yarışlardan çekmekle tehdit etti ve o senenin son iki yarışı olan Watkins Glen ve Hermanos Rodriguez'de Ferrari pilotları John Surtees ve Lorenzo Bandini,NART'ın mavi-beyaz renkleriyle piste çıktılar.Fotoğraftaki pist Watkins Glen ve pilot John Surtees.Ben ilk kez bunu okuduğumda kullanılan araçlar 1512 olarak belirtilmişti ve bu hataya birkaç yerde daha rastladım ancak fotoğraftan çok açık bir şekilde aracın 1512 değil 158 olduğunu görebilirsiniz motor detayından (1.5 litre + 8 silindir = 158)
Jim Clark yarıştığı tüm sezonlarda olduğu gibi gridin açık ara en hızlı pilotuydu ve Lotus 33 doğru şartlarda muhteşem bir hıza sahipti.Ancak tavşan/kaplumbağa denkleminin şaşmaz esasları burada da geçerliydi ve şampiyonluk yarışı Surtees'in Ferrari'si ve Graham Hill'in BRM'i arasında sonuçlandı son etapta.Hill daha fazla puan aldı ancak en iyi altı derece kabul edildiğinden şampiyonluk sezonun en iyisi olmaktan çok uzak olan John Surtees'e kaldı.
Hem motosiklet dünya şampiyonası hem de Formula1'de şampiyon olmayı başaran tek pilot olan John Surtees'e büyük saygım vardır ancak şampiyonluğunu biraz Denny Hulme,biraz Keke Rosberg'in şampiyonluklarına benzer koşullar arasında kazandı açık konuşmak gerekirse.
NOT:Ferrari 250LM'e dönersek.Araç ancak Grup 4 sınıfının pistlere çıkmasının ardından yeniden homologasyonu yapılarak pistlerde görülebildi ve 1969 yılına kadar özellikle amerika kıtasında pek çok yarışa katılarak ömrünü tamamladı."
Sonuçta ise Il Commendatore kazandı ve Ferrari F1'de kaldı. İyi ki de kalmış...
Ferrari 156, 1961 Monza GP, Wolfgang Von Trips
Açık ara en sevdiğim Ferrari, Schumi'nin açık ara en sevdiği pistte, Formula 1'in asilzadelerinden Von Trips'in kontrolünde. Ön taraftaki muazzam hava girişlerinin bir benzeri 1958 Ain Diab'da Masten Gregory tarafından bir 250F'e uygulanmıştı, sonra ise uzun süre hatırlanacak tasarımı ve ilk Amerikan şampiyon Phil Hill'in kullandığı araç imajıyla günümüzün F430'una da ilham verdi.
Lotus 49B, 1968 Monaco GP, Graham Hill
Formula 1'in gelişme döneminde gelir kaynağının çok büyük kısmını aldığı tütün reklamlarının başlangıcı bu yarışa dayanıyor efendim. Hatta F1'de tütün reklamları için de bir yazı var, buradan ulaşmak isterseniz.
Honda RA301, 1968 Spa GP, John Surtees
Rouen'de yeni araç RA302'yi kullanmayı reddedecek olan John Surtees, RA302'nin selefi ile. Şanssız Jo Schlesser ise RA302 ile hayatını kaybedip 2006'ya kadar gelmeyecek olan Honda'nın bu kararı almasına sebep olmuştu.
McLaren M7A, 1968 İspanya GP, Denny Hulme
McLaren turuncusunun '67 dünya şampiyonuyla biraraya geldiği an. Gerçi bir McLaren sürücüsünün şampiyon olması için Fittipaldi'ye kadar beklemek gerekti.
Porsche 804, 1962 İngiltere GP, Dan Gurney
Çok sevdiğim Porsche, çok yakışan gümüş renkle Aintree'de.
Matra MS11, 1968 Meksika GP, Henry Pescarolo
Le Mans efsanesi, tüm sakalıyla yeşil burunlu Matra'sını sürüyor.
Lotus 33, 1965 Nürburgring GP, Jim Clark
Lotus koymamak ayıp olurdu, ben de en güzelini seçtim. Sarı şeridine, Britanya Yarış Yeşili'ne kurban.
1970'ler de gelir bir ara... Söz vermeyeyim şimdi. Sağolun okuduğunuz için.
Cooper T51, 1960 Monaco GP, Chris Bristow
Formula 1'in vahşi sürücülerinden sayılan Bristow, tehlikeli ve agresif sürüşüyle tanınıyordu. Ancak olumlu haliyle olmak üzere benzer şekilde günümüzde tanınan Lewis Hamilton 23'ünde şampiyon olurken Britanyalı Bristow Spa'da Moss'un bacaklarını, burnunu, üç kaburgasını kırdığı, Alan Stacey'nin hayatını kaybettiği yarışta kariyerini ve hayatını korkunç bir kaza ile noktalayacaktı. Aşağıdaki fotoğraf o ölmeden yaklaşık 20 gün önce Monaco'da çekildi. Aracın renkleri belli olsun diye bir de model resmi koyalım hatta.
Porsche 718, Monza GP 1960, Edgar Barth
Edgar Barth, aynı zamanda F2 sınıfında da yarışmış olan 718 ile Monza'da. 718'in akıcı ve yuvarlak hatlı görünümü klasik Porsche tarzında. İlginç bir not da Edgar'ın oğlu Jürgen'in bir 908 ile-Porsche, Peugeot değil- 1977'de Le Mans 24 Saat galibi olması.
Ferrari 158, 1964 Watkins Glen GP, John Surtees
Bu konuda ise alıntıyı F1 ve yarışılabilen her şeyin ansiklopedisi Kürşat Zaman'dan yapmak istiyorum:
"Aslında herşey 250LM modelinin Ferrari tarafından GTC sınıfında homologe edilmesiyle başladı.FIA kısa süre sonra sadece 32 adet üretilmiş bir aracın GTC sınıfında yarışamayacağını belirterek (GTC sınıfında minimum 100 adetlik üretim öngörülmekteydi) 250 LM'in homologasyonunu geçersiz sayınca kızılca kıyamet koptu.
Üstelik ortadan motoru Ferrari 250 LM' diğer sınıflara da uymadığından çoğu sadece yarışmak için üretilen 32 adet araç tek kelimeyle ortada kaldı.
Enzo Ferrari kararı protesto ederek FIA'yı ve İtalyan otoriteleri Ferrari takımını yarışlardan çekmekle tehdit etti ve o senenin son iki yarışı olan Watkins Glen ve Hermanos Rodriguez'de Ferrari pilotları John Surtees ve Lorenzo Bandini,NART'ın mavi-beyaz renkleriyle piste çıktılar.Fotoğraftaki pist Watkins Glen ve pilot John Surtees.Ben ilk kez bunu okuduğumda kullanılan araçlar 1512 olarak belirtilmişti ve bu hataya birkaç yerde daha rastladım ancak fotoğraftan çok açık bir şekilde aracın 1512 değil 158 olduğunu görebilirsiniz motor detayından (1.5 litre + 8 silindir = 158)
Jim Clark yarıştığı tüm sezonlarda olduğu gibi gridin açık ara en hızlı pilotuydu ve Lotus 33 doğru şartlarda muhteşem bir hıza sahipti.Ancak tavşan/kaplumbağa denkleminin şaşmaz esasları burada da geçerliydi ve şampiyonluk yarışı Surtees'in Ferrari'si ve Graham Hill'in BRM'i arasında sonuçlandı son etapta.Hill daha fazla puan aldı ancak en iyi altı derece kabul edildiğinden şampiyonluk sezonun en iyisi olmaktan çok uzak olan John Surtees'e kaldı.
Hem motosiklet dünya şampiyonası hem de Formula1'de şampiyon olmayı başaran tek pilot olan John Surtees'e büyük saygım vardır ancak şampiyonluğunu biraz Denny Hulme,biraz Keke Rosberg'in şampiyonluklarına benzer koşullar arasında kazandı açık konuşmak gerekirse.
NOT:Ferrari 250LM'e dönersek.Araç ancak Grup 4 sınıfının pistlere çıkmasının ardından yeniden homologasyonu yapılarak pistlerde görülebildi ve 1969 yılına kadar özellikle amerika kıtasında pek çok yarışa katılarak ömrünü tamamladı."
Sonuçta ise Il Commendatore kazandı ve Ferrari F1'de kaldı. İyi ki de kalmış...
Ferrari 156, 1961 Monza GP, Wolfgang Von Trips
Açık ara en sevdiğim Ferrari, Schumi'nin açık ara en sevdiği pistte, Formula 1'in asilzadelerinden Von Trips'in kontrolünde. Ön taraftaki muazzam hava girişlerinin bir benzeri 1958 Ain Diab'da Masten Gregory tarafından bir 250F'e uygulanmıştı, sonra ise uzun süre hatırlanacak tasarımı ve ilk Amerikan şampiyon Phil Hill'in kullandığı araç imajıyla günümüzün F430'una da ilham verdi.
Lotus 49B, 1968 Monaco GP, Graham Hill
Formula 1'in gelişme döneminde gelir kaynağının çok büyük kısmını aldığı tütün reklamlarının başlangıcı bu yarışa dayanıyor efendim. Hatta F1'de tütün reklamları için de bir yazı var, buradan ulaşmak isterseniz.
Honda RA301, 1968 Spa GP, John Surtees
Rouen'de yeni araç RA302'yi kullanmayı reddedecek olan John Surtees, RA302'nin selefi ile. Şanssız Jo Schlesser ise RA302 ile hayatını kaybedip 2006'ya kadar gelmeyecek olan Honda'nın bu kararı almasına sebep olmuştu.
McLaren M7A, 1968 İspanya GP, Denny Hulme
McLaren turuncusunun '67 dünya şampiyonuyla biraraya geldiği an. Gerçi bir McLaren sürücüsünün şampiyon olması için Fittipaldi'ye kadar beklemek gerekti.
Porsche 804, 1962 İngiltere GP, Dan Gurney
Çok sevdiğim Porsche, çok yakışan gümüş renkle Aintree'de.
Matra MS11, 1968 Meksika GP, Henry Pescarolo
Le Mans efsanesi, tüm sakalıyla yeşil burunlu Matra'sını sürüyor.
Lotus 33, 1965 Nürburgring GP, Jim Clark
Lotus koymamak ayıp olurdu, ben de en güzelini seçtim. Sarı şeridine, Britanya Yarış Yeşili'ne kurban.
1970'ler de gelir bir ara... Söz vermeyeyim şimdi. Sağolun okuduğunuz için.
Volkswagen? Scirocco? WRC?
Seneye değişecek olan Dünya Ralli Şampiyonası yönetmelikleri hem daha hızlı, hem daha kompakt araçları kullanarak maliyetleri düşürecek, hem de sadece iki temelli üretici kalan WRC için IRC'den Skoda, Peugeot gibi markaları çalmayı deneyecek. Ford Fiesta, Citroen DS3, Mini Countryman kesin olacak araçlar. Bunun yanında Saab, belki Peugeot 207, umarız Skoda Fabia ve çok istiyoruz ki Volkswagen Scirocco da ihtimaller arasında.
Bizim yoğunlaşacağımız araç ise Volkswagen Scirocco. Carlos Sainz önderliğinde Scirocco WRC'yi hazırladıkları düşünülen VW motorsporları departmanı bu durumu biraz da doğrular gibi Almanya Rallisi'ne öncü araç olarak iki Scirocco gönderdiler. 2010 Dakar'ı ilk iki sırasındaki VW pilotları bio yakıtlı Scirocco'yu Almanya etaplarında kullandılar. Video da burada. Sainz(Cuma) ve Al-Attiyah(Cumartesi-Pazar) öncü oldukları için Scirocco daha ilk ralli tecrübesinde Loeb'i geçmiş oldu böylece. Gerisi gelir umarız, 1.6 Turbo motorlu S2000 bir Scirocco'yu çok durdurabilen çıkmaz. Pilot kadrosu için bile çeşitli söylentiler var, Dani Sordo da bunlar arasında-her ne kadar çok parlak olmasa da Sainz dokunuşu önemli. Yine de eğer VW yarışacaksa araç kesinlikle Scirocco olmalı, pilot için ise şampiyonluk potansiyeli olan birilerine ihtiyaç var. Ford grubundan Matthew Wilson ya da François Duval koparılabilir, ya da Markku Alen'in oğlu Anton Alen düşünülebilir. Yine de Ogier ve Loeb Citroen'de olunca iş zorlaşacak.
Bizim yoğunlaşacağımız araç ise Volkswagen Scirocco. Carlos Sainz önderliğinde Scirocco WRC'yi hazırladıkları düşünülen VW motorsporları departmanı bu durumu biraz da doğrular gibi Almanya Rallisi'ne öncü araç olarak iki Scirocco gönderdiler. 2010 Dakar'ı ilk iki sırasındaki VW pilotları bio yakıtlı Scirocco'yu Almanya etaplarında kullandılar. Video da burada. Sainz(Cuma) ve Al-Attiyah(Cumartesi-Pazar) öncü oldukları için Scirocco daha ilk ralli tecrübesinde Loeb'i geçmiş oldu böylece. Gerisi gelir umarız, 1.6 Turbo motorlu S2000 bir Scirocco'yu çok durdurabilen çıkmaz. Pilot kadrosu için bile çeşitli söylentiler var, Dani Sordo da bunlar arasında-her ne kadar çok parlak olmasa da Sainz dokunuşu önemli. Yine de eğer VW yarışacaksa araç kesinlikle Scirocco olmalı, pilot için ise şampiyonluk potansiyeli olan birilerine ihtiyaç var. Ford grubundan Matthew Wilson ya da François Duval koparılabilir, ya da Markku Alen'in oğlu Anton Alen düşünülebilir. Yine de Ogier ve Loeb Citroen'de olunca iş zorlaşacak.
03 Ağustos, 2010
Spor Servisi!
Bugün okuldan arkadaşım Berk kocaman harflerle mesaj atmış telefona, blogumdan resimler NTV Spor'un eğlenceli programı Spor Servisi'nde çıkmış, sağolsunlar çok sevindirik oldum paylaşayım dedim sizlerle. Bekledim upload etmelerini ve resim aldım. Buyurun.
Not: Sığmadı bloga haliyle siz üstüne tıklayın büyür o resim.
Not: Sığmadı bloga haliyle siz üstüne tıklayın büyür o resim.
Hungaroring Hanımları
Jenson Button'ın kız arkadaşı Jessica Michibata geri gelmiş padoka. Bayağıdır yoktu ortalarda, ayrıldılar diye söylenti çıkmıştı filan, magazin kötü birşey tabii.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







Ç
v


















J